15 Temmuz 2017 Cumartesi

Kabil Habil'i Neden Öldürdü

Hz.Adem a.selam ve Havva anamızın cennetten neden kovulduğu konusunda az çok bir bilgiye sahibizdir. ilk çocukları Habil ve Kabil'in ölümle sonuçlanan kavga nedenini sizin için anlatmaya çalışacağım.

Habil hayvancılıkla Kabil ise tarımcılıkla ilgilenen bununla hayatlarını sürdüren Hz. Adem çocukları idi. İnsanlığın ilk ölümle tanışma sebebi aslında sadece bir kıskançlık, kibir ve nefsi hareketlerdir ve Yüce kitabımızda bununla ilgili bir ayette “Nihayet Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. "Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten âciz miyim ben?" dedi. Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu.” (Maide, 5/31)

Peki sebep neydi,

Aslında bugün Müslümanların ve bir çok geçmiş saf dışı olan dinlerde Allah'a bir hediye verme şekli vardır. Biz müslümanlarda bunu Kurban diye adlandırırız.

Peki kurban nedir?

Kurban feda demektir. Allah için candan vazgeçmektir! Durun bakalım. candan vazgeçmek dedik ama bu bir intihar veya bile bile ölüm değil.

Sözlükte yaklaşmak, Allaha yakınlaşmaya vesile olan şey anlamlarına gelen kurban, dinî bir terim olarak, Allah'a yaklaşmak ve O' nun rızasına ermek, boyun eğmek için ibadet maksadıyla, belirli şartları taşıyan hayvanı usulüne uygun olarak kesmeyi ve bu amaçla kesilen hayvanı ifade eder. Kurban Bayramında kesilen kurbana udhiye, hacda kesilen kurbana ise hedy denir.

İnsanlık tarihi boyunca hemen bütün dinlerde mevcut olan kurban ibadeti İslam'da şekil ve amaç yönüyle önemli farklılıklar arz eder. Kur'an'da Hz. Âdem a.selamın iki oğlunun Allah'a kurban takdim ettiklerinden söz edilir (el-Mâide 5/27);( konumuz bir kısmı ) bir başka âyette de ilâhî dinlerin hepsinde kurban hükmünün konulduğuna işaret edilir (el-Hac 22/34).

Kurban gerek fert gerekse toplum açısından çeşitli yararlar taşıyan bir ibadettir. Kişi kurban kesmekle Allah'ın emrine boyun eğmiş ve kulluk bilincini koruduğunu canlı bir biçimde ortaya koymuş olur. Müminler her kurban kesiminde Hz. İbrâhim ile oğlu İsmâil'in Cenâb-ı Hakk'ın buyruğuna mutlak itaat konusunda verdikleri başarılı sınavın hâtırasını tazelemiş ve kendilerinin de benzeri bir itaate hazır olduğunu simgesel davranışla göstermiş olmaktadır.


Konuyu toparlamak gerekirse aslında ilk kurbanın şekli Habil için sürüsünün ilk doğan kuzuların en güzelini Allah için ayırması ve kurban etmesi, Kabil ise mahsullerinden toparlamış olduğu ürünleri düzensiz bir şekilde sunması. Böyle olunca Hz. Allah Habil'in adağını kabul ediyor Kabil'in adağını yani hediyesini kabul etmiyor, bunun üzerine o vahim olan olay gerçekleşiyor.

Bizim buradan çıkaracağım ders ise kendi anladığım kadarıyla, Kurbanı özellikle et olarak görmemek ve Hz. Allah için feda ettiğimiz adağımızı güzel ve bakımlı temiz bir şekilde, İnsana yakışır şekilde ihya etmektir.


Gerekirse kurbanlık hayvanlarımızı güzelce temizleyip, süsleyerek tertemiz şekliyle kurallara uygun şekilde ibadetimizi yerine getirmeliyiz...

Saygılar

11 Temmuz 2017 Salı

Ettehiyyatü...» nün tercümesi,

İsrâ Sûresi
“Kulunu (Muhammed -aleyhissalâtü vesselâm-’ı) bir gece, Mescid-i Harâm’dan kendisine bâzı âyetlerimizi göstermek için, etrâfını mübârek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allâh, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilen, hak­kıyla görendir.”(el-İsrâ, 1)


Necm Sûresi

“İnmekte olan yıldıza[1] and olsun.” (en-Necm, 1)

“Sâhibiniz (Muhammed Mustafâ) sapmadı ve bâtıla inanmadı. O, arzûsuna göre de konuşmamaktadır. O’nun konuşması vahiyden başka bir şey değildir. Çünkü (bildirdiklerini)O’na güçlü, kuvvetli ve üstün yaratılışlı biri (olan Cebrâîl, Rabbinin emri üzere) öğretti. Sonra en yüksek ufukta (Sidretü’l-Müntehâ’da) iken asıl şekliyle istivâ etti (doğruldu).” (en-Necm, 2-7)

“Sonra yaklaştı ve tedellî etti.” (en-Necm, 8)

“(Muhammed Mustafâ ile Rabbinin) araları, iki yay arası kadar, ya da daha yakın oldu.” (en-Necm, 9)

“Allâh o anda kuluna vahyini bildirdi.” (en-Necm, 10)

“(Muhammed Mustafâ’nın) gözleriyle gördüğünü kalbi yalanlamadı. (Ey inkârcılar!) O’nun gördükleri hakkında şimdi kendisiyle tartışacak mısınız?” (en-Necm, 11-12)

“And olsun ki (Muhammed Mustafâ), onu (Cebrâîl’i) Sidretü’l-Müntehâ’da bir defâ daha gördü.”(en-Necm, 13-14)

“Orada Me’vâ cenneti vardır. O Sidre’yi kaplayan kaplamıştı.” (en-Necm, 15-16)

“(Muhammed Mustafâ’nın) gözü, oradan ne kaydı, ne de sınırı aştı. And olsun O, Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını (da) gördü.” (en-Necm, 17-18)


Yukarıdaki ayetlerin hadis yoluyla büyüklerimizden dinlediğim kadarıyla, Peygamberimiz Ettehiyyatü gerçekleşmeden cennet ve cehennemle ilgi yerleri gezer, Tabi Tek başına değil, Cebrail a.selam ile birlikte, derinlere girmeden anlatmak gerekirse, son aşamada Cebrail a.selam bir noktada yasaklı geçemeceği yerde peygamberimizi bugünki dili ile patronun kapısının önüne kadar eşlik edebilir peygamberimiz o kapının, hadislerde geçtiği is perdenin arkasında Ettehiyyatü gerçekleşir ve aşağıdaki konuşma geçer!

Lisan ile, beden ile ve mal ile olan ibadetlerin hepsi yalnız Allahü Teala’ya mahsustur.» Bunun üzerine Cenab-ı Hak kendisine: Ey (mertebesi yüce olan) nebi!( Peygamber!) Allah'ın rahmeti, bereket ve selamı sana olsun!» diye hitap etmiştir. Ümmetini çok seven Resül-i Ekrem (S.A.V.), müslümanların iyilerine, bu yüce makamda şöyle dua etti: «Selam ve selamet bizim üzerimize olduğu gibi, Allah'ın, salih kulları üzerine olsun! ve Bu konuşmaya tanık olan Cebrail a.selem Kelime-i şehadet getirir: Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve rasuluhu. (Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur. Yine şehadet ederim ki Muhammed O’nun kulu ve elçisidir.) der

Daha çok bilgiye ulaştığımda güncellemeleri paylaşacağım,

Saygılar


10 Temmuz 2017 Pazartesi

İnsan Rab'binden ne ister?

Tabiki akla ilk gelen şey çok para,
Sizce hakikaten Rab'binden bilen insan para mı ister? 

Veya Sağlık? veyada güzel bir iş, eş, koca, istenilecek o kadar çok şey var ki, değil mi ?
Rab'bini bilen var olanla yetinmeyi bilmez mi size!?. Ondan ne cennetini ister nede cehennemini isteği sadece onun rızasıdır.
Rızasında ki kasıt nedir peki?

Varsayalım ki sağlığınız yerinde değil! Veya çok fakirsiniz veyada bir türlü istekleriniz yerine gelmiyor. 
Yüzbinden fazla gönderdiği peygamberlerin öğrettiklerini uygulamak özellikle peygamberimizi öğrenmek bize öyle kapılar açar ki bizler hastalığımızı sağlıklı insanla değiştirmek istemeyiz. 

Kimine göre dünyanın bir kaç köşesi cennetken size heryer şükürlerle dolu cennet bahçesi olur.

Bu meşakkatli yolun anahtarı aşağıdaki peygamberimizin öğrettiklerinde gizli.
Herşeyden önce Rab'bın bir olduğunu dil ve kalbimizle tasdik etmek. İnanmaktır.
Meleklerine inanmak.
Peygamberine inanmak.
Ahiret ve kadere inanmaktır.
Bunlara inanmak kolay sanmayın belki hakikaten çok içten bir inanç var ama kendimizde eksiklerimiz var. İmanı elde tutmak kızgın demiri tutmaktan daha zordur.
Yunus Emre'nin türk liramızda bulunan anlamlı bir sözle devam etmek istiyorum.
''Sevelim sevilelim''
Dünya düzenin nasıl işlediğini çoktan fark etmişsinizdir.
Adım atmadan yollar aşılmıyor.
Adım atamadığınızda paslanmaya yüz tutuyoruz. Taki çürüyüp yok olana kadar.
Peki adımlarda neler oluyor?
Her adım size yenilikçi hareketleri öğretiyor. Yanlış adımlar buna dahil.
Yani Yunus Emre'nin Derya katmerine bulanıyor, aşk için çırpıyor, sevmeden sevginin ne olduğunu öğrenemiyoruz.
Seven demez mi gönüller bir olsun samanlık seyran olur.
Rab'ba giden yol katmerlidir, Onu sevecek o kadar çok neden var ki aşkın varlık anlamını bizlere öğretiyor.
Yürekli yaratılışımız ve cesaretli olmamız bize bir gün uğrayacak Azrail'den bile korkutmuyor, çünkü bizi korkutan günahlarımız bizlere doğru dürüst düşünme şansı vermiyor.
İnsanı insan yapan hataları ve günahlarıdır. Eğer gerçekten yukarıdaki imanın şartlarını benimsemiş isek hiçbir sorun olduğunu düşünmüyorum çünkü Allah herşeye kadirdir.

Bir şeyi düşünmek ile yapmak arasındaki uçurumun farkında olalım,

İstemekten çekinmeyelim, biz Allah'a yaklaştıkça perdelerimizin nasıl birer birer açılıp gerçeğin bizi mutlu ettiğini, Gerçek aşk ve sevginin ne olduğunu daha iyi anlayacağız.


22 Haziran 2017 Perşembe

İyi Bir Müslüman Nasıl Olunur?

İyi bir müslümanı tarif etmek bizim haddimize değil elbet!

Aslında böyle bir soruda aklımıza gelen Peygamberimiz Muhammed Mustafa S.a.v.


Günümüzde ne eksik sizce, neyi nerede yanlış yapıyorum, YAPIYORUZ., Peygamberimiz öncesinden peygamberimize kadar bir çok peygamber Allah'ı anlatmaya çalıştı ve son olarak Allah peygamberimizi bir uyarıcı, nasıl yaşamamız gerektiği konusunda bize gönderdi.

Peygamberimizden bu zamana kadar dinizimi kaç parça böldüler, Bugüne baktığımızda müslümanlar dünyada öcü olarak görülüyor,

Bunun tek sebebi yüce kitabımızla Peygamberimizi ayrıştıranlardır.

Peygamberimizi tanımayan, Onun ahlakı, yaşantısı, davranışlarını bilmeyen birinin Kuranı Kerimi ezbere bilerek ayetler okumasının bir samimiyeti yoktur.

Bugün Kuranı Kerimi okuyan birisi, Allah'ı yanlış tanıyabiliyor, Kuranı Kerimin neden arapça indirildiği, Peygamberimiz neden arap kavminden gönderilmesi ile ilgili bütün soruların cevapları var. Her zaman söylediğim gibi insan hata yapsınki insan olduğu belli olsun, hatasız bir insan yoktur, Bundan sebep  Tarihte yanlış yoktur, tarihçilerin hataları vardır, yalanları vardır, Yine bundan sebep bazı konuların gerçekliğine ulaşmakta zorluk çekiyoruz. 

Asıl olan her zaman Allah için yaşayıp Allah için ölebilmektir, Unutmayın insanlar ölümden korkmazlar, 

Ölüm diğer dünya ile aramızdaki bir perdenin kalkması ve insanın kıyameti demektir ve insanı korkutan günahlarıdır. Halbuki Allah bizim herşeyimiz zikrinde bulunan bir müslüman İnandığı için herşeyi görür, Onu ne günahları nede ölüm korkutur. Allah'a kavuşmanın arzusu içinde tören misali Allah'a ulaşacağını bilir.

Dünyada başımıza gelen kötülüklerin veya hataların tek sebebi iç sesimize yön veremememizdir. 

Etrafımızda peygamberimiz dönemindeki gibi taştan putlar yok ama daha tehlikeli ve görünmez putlar var, Örnek vermek gerekirse, Erkek Kadın için Para, Kadın için Erkek, Erkek için Kadın. İşimiz. Kocamız, Karımız, Çocuklarımız. Malımız mülkümüz. Resmen tapıyoruz ve doymuyoruz.

İnsan bu dünyanın zümrütüdür. Eğitilmesi şart, Aklını çalıştırması şart, Gördükleri karşısında çokça düşünmesi şart.

Ülkemizin hangi köşesine giderseniz gidin heryerden bereket fışkırıyor ve biz bunların maalesef kıymetini bilmiyoruz, İsrafta yarışıyoruz.

Değerli dostlarım, İyi bir insan olabilmek için peygamberimizi iyi anlamamız şart, Buna göre kendimizi çocuklarımızı eşlerimizi yetiştirerek bu dünya hayatından yorulmadan sıyrılma şansımız var.

Allah dilediğine istediğini yapar. Unutmayın ki Allah merhametlilerin en merhametlisi, Bir annenin çocuğuna duyduğu sevgi, merhametten bahsetmiyorum, Kainatın yaratıcısının bu dünya için yarattıklarına karşı merhametinden bahsediyorum. Kuranı Kerimin anahtarı peygamberimizi tanımaktan geçer, Peygamberimizi tanımayan biri direk Kuranı Kerimi okuduğunda kendini yine peygamberimizde bulacaktır ve ikisinin gücü ile dünyasını değiştirecektir.

Saygılar

1 Haziran 2017 Perşembe

İnanırsan Görürsün

Ne kadar sıkıntılı bir hayatımız olsada, hatta ve hatta uçurumun kenarından kendimizi bir an için atmak istesekde  bu hayattan vazgeçmemiz çok zor.

Merak etmeyin süslü magazin programları veya şaşalı dizilerdeki hayatların orjinalleri sizin tahmin ettiğinizden daha farklı.

Hayatımızdaki sorumluluk derecesini hiç düşündünüz mü? Neye ne kadar önem veriyor ve nasıl bir değerlendirme içinde şekillendirerek devam ettiriyoruz.

Örneğin bekar bir insanın sorumluluk derecesi sizce ne kadardır? Siz ki 3 çocuk babası ailenin reisi şirket sahibi veya belediyede asgari ücretle çalışan birisiniz.

Şirket sahibi ve belediyede asgari ücretle çalışmanızın bir önemi yok, Bekar ve 3 çocuk sahibi olmanızında bir önemi yok.

Önemli olan düşüncelerindeki kurgulara bakış açın. Neye ne kadar inanıyorsun?

Hayatımızdaki yukarı veya aşağı sıçrama dönemlerini oluşturan, size yön veren inandıklarınızın gerçek değeri sonucu elinize geçen bir yaşantı. Patronsun veya işçisin bu kadar arada uçurum var.

Hayatın aldatıcı yönü maddi değerlerin çokluğudur. Para mal mülk sizi hayatın gerçeklerinden uzak tutar.

Eğer ki maymun ırkından geldiğimizi düşünmüyorsanız bir yaratıcıya inanıyorsunuz demektir. Din ayrımı yapmadan ortak olan düşüncelerimizle gök yüzünden yer yüzüne, deniz içinden toprak üstünde yetişen herşeyden bir işaret vardır yaratıcıdan.

İnanmak görmekle eş değerdir, Eğer inanırsan görürsün, Eğer bir şeyi görürsen arkasından gidip gitmemeye karar verirsin.

Yaratıcıya yani biz Müslümanlara göre Allah'a nasıl inanmamız gerektiği konuda büyük kayıplarımız olsada bugün onun büyüklüğü konusunda ortak bir fikre sahibiz.

Endişelendiğim konu ise her şeyi bilmemize rağmen uygulama konusunda pasif davranmamız, pasif davranmamıza iten ise az düşünmemiz ve düşüncelerimizi önemsemememizden kaynaklıdır.

Hayatımızın eşsiz değerde olduğunu bilelim ve ona göre düşüncelerimizdeki ilk adımlara dikkat edelim. İnanalım. İnanırsak görürüz...


20 Nisan 2017 Perşembe

Vatan nedir?

Memleketine varır varmaz ta ciğerlerine çektiğin o ilk nefestir. 

Ana kokusudur vatan; 
Her çalan telefona yüreği ağzında koşan anaların kokusudur. 
Görevden dönmeni bekleyen yârinin, ilk kez baba deyişini duyamadığın evladının kokusudur.
Bayram sabahları öptüğün ellerin, yağmurla ıslanan toprağın kokusudur. 
Ramazan’da kuyrukta bekleyip aldığın pidenin kokusudur vatan. 
İnce belli bir bardaktan yükselen çayın kokusudur.
Sonra bir yetimin ufacık elleriyle şehitliğe diktiği çiçeğin kokusudur. 
İnsanlar son nefeslerini rahat yataklarında verebilsin diye kendi nefesinden, kendi nefsinden geçen delikanlıların kokusudur. 
Şehit bedenlerinde açılan yaralardan yükselen o kutlu gül kokusudur vatan. 
Er meydanında barut kokusudur. 
Bu vatan; yiğitlere cennet kokusu, hainlere cehennem korkusudur. 
Bizim memleket; baştan sona Mehmet, baştan sona peygamber ordusudur.” 

İsimsizler Dizisinden Alıntıdır.

20 Ocak 2017 Cuma

İçinde Namaz Geçen Ayetler

Bakara (3) Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.

Bakara (43) namazı kılın, zekatı verin. Rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin.

Bakara (45) Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.

Bakara (83) Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekatı vereceksiniz" diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.

Bakara (110) namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı görür.

Bakara (125) Hani, biz Kâbe'yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim'den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail'e şöyle emretmiştik: "Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rukû ve secde edenler için evimi (Kâbe'yi) tertemiz tutun."

Bakara (153) Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah'tan yardım dileyin. Şüphe yok ki Allah sabredenlerle beraberdir.


Bakara (177) İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah'a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.

Bakara (238) namazlara ve orta namaza devam edin. Allah'a gönülden boyun eğerek namaza durun.

Bakara (239) Eğer (bir tehlikeden) korkarsanız, namazı yaya olarak veya binek üzerinde kılın. Güvenliğe kavuşunca da, Allah'ı, daha önce bilmediğiniz ve onun size öğrettiği şekilde anın (namazı normal vakitlerdeki gibi kılın).

Bakara (277) Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekatı verenlerin mükafatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.

Al-i İmran (39) Zekeriya mabedde namaz kılarken melekler ona, "Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi (İsa'yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdeler" diye seslendiler.

Nisa (43) Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.

Nisa (77) Daha önce kendilerine, "(savaşmaktan) ellerinizi çekin, namazı kılın, zekâtı verin" denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir kısmı; insanlardan, Allah'tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve "Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!" derler. De ki: "Dünya geçimliği azdır. Ahiret, Allah'a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. Size kıl kadar haksızlık edilmez."

Nisa (101) Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kâfirlerin size saldırmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.

Nisa (102) (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü'minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekat kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silahlarını yanlarına alsınlar. İnkar edenler arzu ederler ki, silahlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silahlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Şüphesiz Allah inkarcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.

Nisa (103) namazı kıldınız mı, gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah'ı anın. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Çünkü namaz, mü'minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır.

Nisa (142) Münafıklar, Allah'ı aldatmaya çalışırlar. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah'ı pek az anarlar.

Nisa (162) Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve mü'minler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler. O namazı kılanlar, zekatı verenler, Allah'a ve ahiret gününe inananlar var ya, işte onlara büyük bir mükâfat vereceğiz.

Maide (6) Ey iman edenler! namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz iyice yıkanarak temizlenin. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelin. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Fakat o sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.

Maide (12) Andolsun, Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. Onlardan on iki temsilci -başkan- seçmiştik. Allah şöyle demişti: "Sizinle beraberim. Andolsun eğernamazı kılar, zekatı verir ve elçilerime inanır, onları desteklerseniz, (fakirlere gönülden yardımda bulunarak) Allah'a güzel bir borç verirseniz, elbette sizin kötülüklerinizi örterim ve andolsun sizi, içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Ama bundan sonra sizden kim inkar ederse, mutlaka o, dümdüz yoldan sapmıştır."

Maide (55) Sizin dostunuz ancak Allah'tır, Resûlüdür ve Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekâtı veren mü'minlerdir.

Maide (58) Siz namaza çağırdığınız vakit onu alaya alıp eğlence yerine koyuyorlar. Bu şüphesiz onların akılları ermeyen bir toplum olmalarındandır.

Maide (91) Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz?

Maide (106) Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. Yahut; seferde olup da başınıza ölüm musibeti gelirse, sizin dışınızdan başka iki kişi şahitlik eder. Eğer şüphe ederseniz, onları namazdan sonra alıkorsunuz da Allah adına, "Akraba da olsa, şahitliğimizi hiçbir karşılığa değişmeyiz. Allah için yaptığımız şahitliği gizlemeyiz. Gizlediğimiz takdirde şüphesiz günahkârlardan oluruz" diye yemin ederler.

Enam (92) İşte bu (Kur'an) da, bereket kaynağı, kendinden öncekileri (ilahi kitapları) tasdik eden ve şehirler anasını (Mekke'yi) ve bütün çevresini (tüm insanlığı) uyarasın diye indirdiğimiz bir kitaptır.Ahirete iman edenler, ona da inanırlar.Onlar namazlarını vaktinde kılarlar.

Enam (162) Ey Muhammed! De ki: "Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir."

Araf (170) Kitaba sımsıkı sarılanlara ve namazı dosdoğru kılanlara gelince, şüphesiz biz, iyiliğe çalışan (erdemli) kimselerin mükafatını zayi etmeyiz.

Enfal (3) Onlar namazı dosdoğru kılan, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayan kimselerdir.

Tevbe (5) Haram aylar çıkınca bu Allah'a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Eğer tövbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse, kendilerini serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

Tevbe (11) Fakat tövbe edip, namazı kılar ve zekâtı verirlerse, artık onlar sizin din kardeşlerinizdir. Bilen bir kavme âyetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız.

Tevbe (18) Allah'ın mescitlerini, ancak Allah'a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.

Tevbe (54) Harcamalarının kabul edilmesine, yalnızca, Allah'ı ve Rasûlünü inkar etmeleri, namaza ancak üşene üşene gelmeleri ve ancak gönülsüzce harcamaları engel olmuştur.

Tevbe (71) Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah'a ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Tevbe (84) Onlardan ölen hiçbirine asla namaz kılma ve kabrinin başında durma. Çünkü onlar Allah'ı ve Resûlünü inkâr ettiler ve fasık olarak öldüler.

Tevbe (108) Onun içinde asla namaz kılma. İlk günden temeli takva (Allah'a karşı gelmekten sakınmak) üzerine kurulan mescit (Kuba mescidi), içinde namaz kılmana elbette daha layıktır. Orada temizlenmeyi seven adamlar vardır. Allah da tertemiz onları sever.

Yunus (87) Mûsâ'ya ve kardeşine, "Kavminiz için Mısır'da (sığınak olarak) evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın. namazı dosdoğru kılın. Mü'minleri müjdele" diye vahyettik.

Hud (87) Dediler ki: "Ey Şu'ayb! Babalarımızın taptığını, yahut mallarımız hakkında dilediğimizi yapmayı terk etmemizi sana namazın mı emrediyor. Oysa sen gerçekten yumuşak huylu ve aklı başında bir adamsın."

Hud (114) (Ey Muhammed!) Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt alanlar için bir öğüttür.9

Rad (22) Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan ve kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır. İşte bunlar için dünya yurdunun iyi sonucu vardır.

İbrahim (31) İnanan kullarıma söyle, namazı dosdoğru kılsınlar, hiçbir alışveriş ve dostluğun bulunmadığı bir gün gelmeden önce kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda gizlice ve açıktan harcasınlar.

İbrahim (37) "Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kâbe'nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! namazı dosdoğru kılmaları için (böyle yaptım). Sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir, onları ürünlerden rızıklandır, umulur ki şükrederler."

İbrahim (40) "Rabbim! Beni namaza devam eden bir kimse eyle. Soyumdan da böyle kimseler yarat. Rabbimiz! Duamı kabul eyle."

İsra (78) Güneşin zevalinden (öğle vaktinde Batı'ya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl. Bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazı şahitlidir.

İsra (79) Gecenin bir kısmında da uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere teheccüd namazı kıl ki, Rabbin seni Makam-ı Mahmud'a ulaştırsın.

İsra (110) De ki: "(Rabbinizi) ister Allah diye çağırın, ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız çağırın, nihayet en güzel isimler O'nundur." namazında sesini pek yükseltme, çok da kısma. İkisi ortası bir yol tut.

Meryem (31) "Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekatı emretti."

Meryem (55) Ailesine namaz ve zekatı emrederdi. Rabb'inin katında da hoşnutluğa ulaşmıştı.

Meryem (59) Onlardan sonra, namazı zayi eden, şehvet ve dünyevi tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklardır.

Ta Ha (14) "Şüphe yok ki ben Allah'ım. Benden başka hiçbir ilah yoktur. O halde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl."

Ta Ha (132) Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et. Senden rızık istemiyoruz. Sana da biz rızık veriyoruz. Güzel sonuç Allah'a karşı gelmekten sakınanlarındır.

Enbiya (73) Onları bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi, namazı dosdoğru kılmayı, zekatı vermeyi vahyettik. Onlar sadece bize ibadet eden kimselerdi.

Hac (26) Hani biz İbrahim'e, Kâbe'nin yerini, "Bana hiçbir şeyi ortak koşma; evimi, tavaf edenler, namaz kılanlar, rükû ve secde edenler için temizle" diye belirlemiştik.

Hac (35) Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, başlarına gelen musibetlere sabreden, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir.

Hac (41) Onlar öyle kimselerdir ki, şâyet kendilerine yeryüzünde imkan ve iktidar versek, namazı dosdoğru kılar, zekatı verir, iyiliği emreder ve kötülüğü yasaklarlar. Bütün işlerin âkıbeti Allah'a aittir.

Hac (78) Allah uğrunda hakkıyla cihad edin. O sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Babanız İbrahim'in dinine uyun. Allah sizi hem daha önce hem de bu Kur'an'da müslüman diye isimlendirdi ki, Peygamber size şahit (ve örnek) olsun, siz de insanlara şahitt (ve örnek) olasınız. Artık namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Allah'a sarılın. O sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip, ne güzel yardımcıdır!

Müminun (2) Onlar ki, namazlarında derin saygı içindedirler.

Müminun (9) Onlar ki, namazlarını kılmağa devam ederler.

Nur (37) Allah'ın, yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde hiçbir ticaretin ve hiçbir alış verişin kendilerini, Allah'ı anmaktan, namazı kılmaktan, zekatı vermekten alıkoymadığı birtakım adamlar buralarda sabah akşam O'nu tesbih ederler. Onlar, kalplerin ve gözlerin dikilip kalacağı bir günden korkarlar.

Nur (56) namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Resüle itaat edin ki size merhamet edilsin.

Nur (58) Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz büluğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa; sabah namazından önce, öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler. Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size, ne onlara bir günah vardır. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. Allah, âyetlerini size işte böylece açıklar. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Neml (3) Kur’an, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü’minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.

Şuara (219) namaza kalktığında seni ve secde edenler arasında dolaşmanı gören; mutlak güç sahibi, çok merhametli olan Allah'a tevekkül et.

Ankebut (45) (Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah'ı anmak (olannamaz) elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı biliyor.

Rum (32) Allah'a yönelmiş kimseler olarak yüzünüzü hak dine çevirin, O'na karşı gelmekten sakının, namazı dosdoğru kılın ve müşriklerden; dinlerini darmadağınık edip grup grup olan kimselerden olmayın. (Ki onlardan) her bir grup kendi katındaki (dinî anlayış) ile sevinip böbürlenmektedir.

Lokman (17) "Yavrum! namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir."

Lokman (4) Onlar; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren kimselerdir. Onlar ahirete de kesin olarak inanırlar.

Ahzab (33) Evlerinizde oturun. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın. namazı kılın, zekatı verin. Allah'a ve Resülüne itaat edin. Ey Peygamberin ev halkı! Allah sizden ancak günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.

Fatır (29) Şüphesiz, Allah'ın kitabını okuyanlar, namazı kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden, gizlice ve açıktan Allah yolunda harcayanlar, asla zarar etmeyecek bir ticaret umabilirler.

Fatır (18) Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. Günah yükü ağır olan kimse, (bir başkasını), günahını yüklenmeye çağırırsa, ondan hiçbir şey yüklenilmez, çağırdığı kimse yakını da olsa. Sen ancak, görmedikleri halde Rablerinden için için korkanları ve namaz kılanları uyarırsın. Kim arınırsa ancak kendisi için arınmış olur. Dönüş ancak Allah'adır.

Şura (39) (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. Allah'ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu mükafat, inananlar ve Rablerine tevekkül edenler, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar; işleri, aralarında şûrâ (danışma) ile olanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar, bir saldırıya uğradıkları zaman, aralarında yardımlaşanlar içindir.

Mücadele (13) Başbaşa konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da, sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Resülüne itaat edin. Allah bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

Cuma (9) Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah'ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.

Cuma (10) namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah'ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz.

Mearic (22) Ancak, namaz kılanlar başka.

Mearic (23) Onlar, namazlarına devam eden kimselerdir.

Mearic (34) Onlar namazlarını titizlikle koruyan kimselerdir.

Müzzemmil (20) (Ey Muhammed!) Şüphesiz Rabbin, senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, yarısını ve üçte birini ibadetle geçirdiğini biliyor. Beraberinde bulunanlardan bir topluluk da böyle yapıyor. Allah gece ve gündüzü düzenleyip takdir eder. Sizin buna (gecenin tümünde yahut çoğunda ibadete) gücünüzün yetmeyeceğini bildi de sizi bağışladı (yükünüzü hafifletti.) Artık Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. Allah, içinizde hastaların bulunacağını, bir kısmınızın Allah'ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacağını, diğer bir kısmınızın ise Allah yolunda çarpışacağını bilmektedir. O halde, Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Allah'a güzel bir borç verin. Kendiniz için önceden ne iyilik gönderirseniz onu Allah katında daha üstün bir iyilik ve daha büyük mükafat olarak bulursunuz. Allah'tan bağışlama dileyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Müddessir (43) Onlar şöyle derler: "Biz namaz kılanlardan değildik."

Kıyame (31) O, (Peygamberi) doğrulamamış, namaz da kılmamıştı.

Ala (15) Arınan ve Rabbinin adını anıp, namaz kılan kimse mutlaka kurtuluşa erer.

Alak (10) Sen, namaz kıldığında kulu (bundan) engelleyeni gördün mü?

Beyyine (5) Halbuki onlara, ancak dini Allah'a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O'na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir.

Maun (4) Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki,

Maun (5) Onlar namazlarını ciddiye almazlar.

Kevser (2) O Halde, Rabbin için namaz kıl, kurban kes.